
aslında çok daha basit ve eğlenceli bir dille anlatılır ama ben yine de aklıma gelenlerle,havayı deniştirerek anlatıyorum :)
bir anda bir volt gider damarlarından bin volt olur aniden kapılırsın elektiriğe ve titrersin,uyumuşsundur meğer ve uyanırsın,bir heyecanla bir kaç adım atarsın ve uyuyan sevgilinin üzerini örtersin.Oturursun ve işte en yüksek Gerilimdir bu.Şimdi olduğu gibi her zaman seyretmek istersin yanında olmak istediğin aşkı.Bu sevinçtir aslında seni ayakta tutan her zaman yanında olmak istediğindir uyuyan sen bunun için uyursun zaten.Seyrü sefa bitti mi hmm tmm...,.
Düş kalk yollara düş,Bir çift yeşil gözden düeşceğine düş hayatttan,düş kendine attığın iftiralardan.Savunmasız saldırarını bırak ve sıkılma artık gitmesinden korkma artık at üzerinden bu yükü daha rahat davran daha efendi ol.Anadan üryan affedilmeleri gerektiren tövbelerden sonra işleme bir daha bu günahı.İstek istesin İstanbul sizin için,gülen bir adamı çalsın ilk bindiğiniz dolmuşun kornası,ağzında tadıntrak bir tat,yüzünde hissettiğin nefesin arasında bir sakız.
Ne güzel,
tüm beddualardan uzak ve kabul olunmuş duayla,kabul olunan bu duanın yapıldığı yere yolculuk.Aşk,Kendine iftira atan bir adam ve İstanbul.
Öyle ya bir günde yaşanan dört mevsimin hikayesi bu,güneşli bir kış gününde istanbulu görme telaşı.Boş bir vapurun sol yamacında görülen iki sevgilinin cilveleşmesi.Tüm sıkıntılara inat gülebilmek.Bir anda boğazın rotasına düşürülen bir kağıt arkasından gülünsemeler.Kimbilir altı oyulan boğazın derin sularına yerleşen bu kağıtın altından geçmek nasip olur gir gün.Tabi bu artık o kağıdın hikayesi ne kağıtlar var hikayesi yazılmamış yırtılıp atılmış :) ama bu farklı çünkü aşkın çehresini sarmış :)